Ana Sayfa
Hakkımda
Kitaplarım
Makalelerim
Bildirilerim
Haberler
Halkiyat
Bağlantılar
İetişim
 
ÜYE GİRİŞİ                Yeni Üye »
Kullanıcı Adı :   
Parola :   
   
  Selahattin ARTUN Kişisel Web Sayfası
Rabia Kadir'in Hayatı ve Mücadelesi

RABİA KADİR’İN HAYATİ VE MÜCADELESİ

 

Alimcan İnayet

 

Rabia Kadir 14 Kasım 1948’de Doğu Türkistan’ın kuzey bölgesindeki Altay şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası Kadir aslen Hotenli olup, sonra Altay bölgesine gelip yerleşmiş, kendi çapında iş kurmuş bir iş adamı idi. Çin komünistleri 1949 yılında Doğu Türkistan’ı işgal ettikten sonra zenginlerin mallarını kamulaştırma bahanesiyle ellerinden almışlardı. Kadir ailesine ait 4 dükkan, değirmen ve yayladaki otlakları da kamulaştırılmış,  böylece her şeyinden mahrum kalan Kadir ve ailesi için sıkıntılı günler başlamıştı. Rabia’nın çocukluk yılları işte böyle zorlu bir döneme rastladı. 1954 yılında ilkokula başlayan Rabia mahallede Uygur okulu olmadığı için, Kazak okulunda okudu.

1962 yılında hükümet Altay’daki sınır bölge ahalisini dağıtma ve azaltma planı çerçevesinde, Kadir’i Kuça İlçesi Gıda Servis Şirketi’ne tayin etti  Ancak hükümetin bu kararını kabul etmeyen Kadir dağlara kaçarak avcılıkla uğraştı.

Kadir’in eşi Tacinisahan, Rabia’yı ve diğer üç çocuğunu alarak Aksu’nun Konaşehir ilçesinde öğretmenlik yapan büyük kızı Zühre’nin yanına taşındı.  Ancak burada da yaşamak zordu. Çünkü kızı Zühre ve damadı Kayum’un maaşı bir aya yetmiyordu.

İlkokulu Kazakça okuyan Rabia, ortaokulu burada Uygurca okumaya başlamıştı.  Bu şekilde üç yıl geçti. Rabia ortaokulu bitirdiği yıl, on beş yaşına girmişti. O günlerde bir komşusunun bankada yönetici olarak çalışan oğlu Abdurrahim, Rabia’yı istetmek üzere Tacinisahan’a dünürcü gönderdi. Ancak Tacinisahan Rabia’yı okutmak istediğini, yaşının henüz küçük olduğunu söyleyerek dünürcülerin isteğini reddetti. Sağdan soldan gelen dünürcülerin çoğalmasıyla  telaşlanan Tacinisahan çocuklarını alıp Altay’a dönmeye karar verdi. Ancak yolda hastalanınca dönme planı gerçekleşemedi. Böylece Rabia dünürcülere çaresiz “evet” demek zorunda kaldı. Çünkü annesine ve kardeşlerine bakmak zorundaydı. Rabia 1964 yılında 15 yaşında aile hayatına başladı.

1966 yılında Rabia anne oldu.  O günlerde Altay’da polisler tarafından hükümete itaatsizlikten göz altına alınan Kadir zorla Kuçar’a getirilmişti. O Aksu’daki hanımı ve çocuklarını yanına getirtti. Rabia ise Abdurrahimcan’ın evinde kaldı.

Evleneli 13 yıl olan Rabia’nın çocukları altıyı bulmuştu. O, mahalledeki kadınları toplayıp onlara evde el işlemeleri yapmayı, kazak dokumayı, çorap örmeyi ve ayakkabı dikmeyi öğretmiş, ürettiklerini gizlice satmıştı.  1977 yılında Rabia “karaborsacı” diye yakalanıp “kapitalizm yoluna girmekle” suçlanarak sokakta teşhir edildi. Bu olaydan sonra kocası Abdurahim, Rabia ile yolunu ayırdı, onu boşadı. Böylece altı çocuğuyla evde kalan Rabia, komşularından üç gün sonra iade etmek üzere 30 yuan istedi. 30 yuane yüzünü örtmek için bir başörtüsü, çamaşır yıkamak için bir tane leğen ve tahta satın aldı. Abdurrahim’in evinden uzak başka bir mahalleden bir ev kiralayıp çamaşır yıkamaya başladı. Çamaşır yıkıyarak çocuklarına bakmak zorunda kalan Rabia, üç ay içerisinde ayrıca  4500 yuan para biriktirdi. O günlerde bu Aksu bölgesinde büyük para sayılırdı. Rabia çocuklarına bakıcı tuttuktan sonra,  işi büyütmek için köy köy dolaşarak işportacılık yaptı. Tarak, ip, iğne, iç çamaşırı, başörtüsü ve şeker gibi şeyler satıyordu.  Kazandığı parayla da köylerden kuzu derisi topladı. Sonra halı ticaretine, kereste ticaretine girdi. Bir yıl içerisinde Rabia’nın sermayesi 200,000 yuane ulaştı. Rabia, Aksu’dan ev satın alarak çocukları için hizmetçi tuttu.  

Artık parası olan Rabia’ya çevrenin ilgisi de artmıştı. Ancak Rabia, Doğu Türkistan Halk Partisi’ne üye olmaktan tutuklanıp 10 sene hapsedilen, sonra sürgüne gönderilen Sıddıkhacı Rozı ile evlenmeyi tercih etti. Çünkü Rabia idealist biriydi. Yaşadıkları deneyimler milli şuurunu, milli kimliğini güçlendirmişti.  Sıddıkhacı Rozı tam idealine göre biriydi.  O, döneminin ileri gelen Uygur aydınlarından biri idi. Tanınmış edebiyat tenkitçisi ve siyasi gözlemci idi. Milliyetçi yönü kuvvetli idi.  Rabia  31 Temmuz 1978’de Sıddıkhacı Rozı ile ikinci evliliğini yaptı. Sıddıkhacı Rozı Rabia’ya hem bir hayat arkadaşı hem bir yol gösterici oldu.

1978 yılında Çin’de dışa açılma politikası uygulanmaya konuldu. Bu Rabia’nın ticari işleri için daha uygun ortam yarattı.   O, Şanghay’da Tayvan ve Hongkong malları üzerine ticaret yapmaya başladı. Bu arada eşi Sıddıkhacı’nın itibarı iade edilerek Urumçi’deki Eğitim Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak görevlendirilmişti. Böylece Rabia Urumçi’ye taşındı. Kocası öğretim üyeliği yaparken, Rabia ticarete devam etti. Urumçi Doğu Türkistan’ın ticaret merkezi idi. Bu durum Rabia için büyük fırsatlar doğurmuştu. O, Urumçi’nin en işlek pazarını  200,000 yuan nakit vererek beş yıllığına kiraladı. 8 Mart 1987’de, o  “8 Mart Ticaret Sarayı”nı açtı. Bu ticaret sarayına  yaklaşık 200 tüccar yerleşti. O ayrıca buradan diğer bölgelerdeki tüccarlara mal tedarik ediyordu.  Böylece Rabia Kadir’in ticaretteki sermayesi 3,000,000 yuane ulaştı. Bununla yetinmeyen Rabia, 1992 yılında 10,000,000 yuan yatırım yaparak 7 katlı “Rabia Kadir Ticaret Sarayı”nı açtı. O artık Çin’deki en zengin on kişinin biriydi.

Bu başarıdan sonra, ona Devlet Siyasi İstişare Kurulu’nun daimi üyeliği, Devlet Ticaret ve Sanayiciler Birliği’nin daimi üyeliği, Şincang Uygur Özerk Bölge İşletmeciler, Kadın İşletmeciler Dernekleri ve Urumçi Belediyesi Ticaret ve Sanayiciler Birliği başkanlığı gibi görevler verildi. O artık üst düzey yönetici kimliğiyle ticarete devam etti..

Çin Merkezi Dış Ticaret Bakanlığı’nın Urumçi şehrine Kazakıstan gibi cumhuriyetlere doğrudan mal nakliyatı yapma yetkisini vermesi Rabia için altın fırsat sunmuştu. O, 1992 yılının Ağustos ayında, 30’dan fazla Uygur ticaretçiyi alarak Kazakıstan, Kırgızistan ve Özbekistan gibi cumhuriyetleri ziyaret etti ve bu ülkelerden demir çelik ve pamuk ithal etmeye başladı. Rabia o sırada Nursultan Nazarbayev, Askar Akayev, İslam Kerimov gibi liderlerle görüştü. Rabia, o yıllarda Türkiye ve İngiltere gibi ülkeleri de ziyaret etmişti. Yurtiçi ve yurtdışında prestiji sürekli artıyordu.

Rabia 29 Ağustos 1995’te  Birleşmiş Milletler Kadın Kolları Konseyi’nin Pekin’de düzenlediği 4. Uluslararası Kadınlar Kongresi’ne katılıp  Hillary Clınton ile tanıştı.  12 Eylül 1995’te Bill Gates ve hanımı Rabia Kadir’in Urumçi’deki evinde misafir oldu ve Rabia Kadir ile Sıddıkhacı Rozi’yi Amerika’ya davet etti.

O dönemde Sıddıkhacı Rozı yazdığı yazılarıyla hükümetin gözünde tehlikeli olmaya başlamıştı. Çin Emniyet Müdürlüğü elemanlarının onu tutuklamaya hazırlandığı bilgisi kulaklarına gelince, Rabia, 24 Nisan 1996’da kocası Sıddıkhacı ile brlikte Amerika’ya gitti. Amerika’dayken para ve sermaye olmadan hiçbir şeyin yapılamayacağını anladı ve  vatan, millet işleri için milyarlarca para kazanması gerektiğini düşünerek eşi Sıddıkhacı Rozı’yı Amerika’da bırakıp kendisi Çin’e döndü.

2 Kasım 1996’da Rabia ikinci kez Amerika’ya gitti. Bu sefer  Rabia, Washington’da bazı Amerikan kongre üyeleri ve Meclis üyeleriyle görüştü ve Çin’deki insan hakları ihlallerini gündeme getirdi.

1996 yılında Kaşgar İli’ne bağlı Peyzivat İlçesi’nde şiddetli deprem meydana geldi, pek çok insan öldü, çok sayıda ev yıkıldı, yüz binlerce Uygur çiftçi soğukta dışarıda kaldı. Hükümet  olaya duyarsız kalınca, Rabia yetkilerini kullanarak ve Rabia Kadir Ticaret Sarayı’ndaki tüccarları seferber ederek kısa sürede yaklaşık 500,000 Amerika doları nakit para ve 27 kamyon dolusu yardım malzemesi hazırlayıp deprem bölgesine ulaştırdı. Doğu Türkistan’da yardıma muhtaç herkes ona “ana” diye hitap etmeye başladı ve böylece o “Rabia ana” adıyla ünlendi.

Rabia Kadir, ünlü milyoner olduktan sonra, ona Çin’de tüm kapılar açılmıştı. Siyasi İstişare Kurulu, Kadınlar Birliği, Ticaret ve Sanayiciler Birliği’nde görevleri vardı. Merkezden Özerk Bölge’ye kadar, Jiang Zemin, Li Peng, Hu Jintao’dan Seyfettin, İsmail Emet ve Ablet Abdureşit’e kadar hepsi Rabia’nın tandığı ve samimi olduğu kişilerdi.

1 Aralık 1996’da düzenlenen Çin Devlet Siyasi İstişare Kurulu toplantısında üst düzey yöneticilerin huzurunda Uygur halkının vergi, eğitim, planlı doğum, eşitsizlik, yolsuzluk, inanç özgürlüğü, uyuşturucu, kadın ve çocuk konuları gibi güncel sorunlarını dile getirdi. O etkileyici bir hitabet yeteneğine sahipti. Onun konuşması toplantıda büyük yankı uyandırmıştı.

Ne olduysa bu konuşmadan sonra oldu. Ticari işleri hızla bozulmaya başladı, hükümet kurumları çeşitli bahanelerle Rabia’nın şirketlerine ceza yağdırdılar. Herkes Rabia’dan uzaklaştı. 27 Mart 1997’de ise pasaportuna el konuldu. Rabia artık takip edildiğini hissediyordu. O çocuklarından Akide, Hanzühre, Mustafa ve Kıknus’u  Amerika’ya gönderdi. Böylece çocukların beşi Doğu Türkistan’da, beşi Amerika’da, biri de Avustralya’da kaldı.

Rabia, Uygur kadınlarını girişimciliğe yönlendirmek, onları iş sahibi yapmak, ekonomik bağımlılıktan kurtarmak amacıyla 17 Aralık 1997’de  “Bin Anne Anonim Şirketi”ni kurdu. Muhtaç ailelere, dul ve yetimlere, hayır kurumlarına yardımını esirgemedi.

2 Ağustos 1999’da Amerika’daki eşi Sıddıkhacı Rozı Rabia’ya telefon ederek Amerika Devlet Meclisi Temsilciler Heyeti’nin 11 Ağustos günü Urumçi’ye geleceğini, onlarla görüşüp “emanet”leri teslim etmesini istedi.

Onun “emanet” dediği şey Rabia’nın on yıldan beri araştırıp topladığı Çin hükümetinin idama mahkum ettiği tutukluların, cezaevinde yatan yargılanmış ve yargılanmamış siyasi tutukluların, ayrıca planlı doğum ameliyatlarında ölenlerin isim listesiydi. Bunların bir kısmı zaten Rabia’nın Çin Devlet İsitşare Kurulu toplantısında yaptığı konuşmasında vardı. Bazıları is çeşitli gazetelerde yer alan bilgilerdi. Sıddıkhacı Rozı ve Rabia Kadir Doğu Türkistan’da yaşanan haksızlıkları, insan hakları ihlallerini, işkenceleri, insanlıkdışı uygulamaları dünya kamuoyuna duyurmak istiyordu. Çünkü Çin’de basın yayın ve medya devletin sıkı kontrolünde olduğu için bunların hiçbiri dünya kamuoyuna ulaşamıyordu.

11 Ağustos 1999’da Rabia “emanet”leri alarak Amerika Devlet Meclisi Temsilciler Heyeti’nin kaldığı otele doğru taksiyle giderken basit bir trafik kazası numarasıyla karakola götürülerek tutuklandı ve 8 Mart 2000’de “devlet sırrını yabancılara vermek” suçundan 8 yıl hapse mahkum edildi. Artık Rabia için ağır hapis hayatı başlamış oldu.

Rabia hapisteyken kocası Sıddıkhacı Rozı boş durmadı. O Rabia’nın kurtulması için Amerika Devlet Meclisi, Amerika Kongresi, Uluslararası Af Örgütü nezdinde çeşitli girişimlerde bulunmuş, yoğun çaba harcamıştı. Bütün bu çabalar sonucunda, 2 Temmuz 2000’de, Amerika Kongresi’nde Çin hükümetinin Rabia Kadir’i koşulsuz serbest bırakması hakkında yasa çıkarıldı. 9 Ağustos 2000’de, Uluslararası Af Örgütü Rabia Kadir’in serbest bırakılmasını istedi. 15 Aralık 2000’de, Amerika Hükümeti Çin Hükümetinden Rabia Kadir’i koşulsuz serbest bırakmasını talep etti. 18 Mart 2004’te, Uluslararası Af Örgütü Washington Şubesi Başkanı T. Kumar o yıl Cenevre’den yapılacak İnsan Hakları Komisyonu toplantısında Çin’in suçlanıp suçlanmamasının Rabia Kadir’i serbest bırakıp bırakmamasına bağlı olduğunu duyurdu. 23 Eylül 2004’te Rabia Kadir’e RAFTO ödülünün verildiği duyuruldu. Amerika ve uluslararası örgütlerin yoğun baskısı neticesinde Çin hükümeti Rabia Kadir’i 8 yıllık ceza müddeti dolmadan tahliye etmek ve Amerika’ya göndermek mecburiyetinde kaldı. 

Rabia Kadir 17 Mart 2005’te Amerika’ya gitti. O yaşadığı onca deneyimden sonra özgürlüğün kıymetini daha iyi anladı. Kendisi örgülüğüne kavuşmuştu, ancak geride özgürlükten mahrum halkı, milleti ve vatanı kalmıştı. Dolayısıyla o kendi özgürlüğüyle yetinmeyecekti, çünkü onun bir ideali vardı. Doğu Türkistan’ın özürlüğü onun için her şeyin üzerindeydi. O Amerika’ya gelince daha büyük gayret ve heyecanla mücadeleye başladı. Önce yurtdışında faaliyet gösteren Doğu Türkistan teşkilatlarını bir araya topladı, sonra 2006’da Dünya Uygur Kurultayı’nın başına geçti. 2009 yılının mayıs ayında Amerika’nın Washington şehrinde düzenlenen 3. Dünya Uygur Kurultayı’nda delegelerin oybirliğiyle tekrar başkan seçildi. Rabia Kadir 2005 yılından bu yana Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları Örgütü gibi çeşitli uluslararası kuruluşlar nezdinde, parlamento ve hükümetler nezdinde faaliyet yürüterek Uygur davasını dünyaya anlatmaya çalışıyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Yorumlar
Henüz Bir yorum Yapılmamış.
 
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.


Daha önce eklenmiş haberler
MİLLETLERİN KENDİ KADERİNİ TAYİN ETME HAKLARINDAN SÖZDE OTONOMİYE DOĞRU 14.01.2010
ÇİN KOMÜNİSTLERİNİN CİNAYETLERİ 22.01.2009
GELİŞEN DÜNYA KONJONKTÜRÜNDE DOĞU TÜRKİSTAN’IN DURUMU 23.01.2009
PROF. DR. ALİMJAN İNAYET BİLEN ÖTKÜZÜLGEN SÖHBET 23.01.2009
“SENMİNZHUYİLİQ BİRLESHKEN ZHONGGUO KONFEDERASYONİ ANA XATLİRİ” TOGHRİSİDA 24.01.2009
MİLLİ MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İSA YUSUF ALPTEKİN 23.01.2009
TÜRK OCAGHİ İZMİR SHUBİSİDE BERİLGEN DOKLAT 23.01.2009
ÇİNLİ TERÖRİST SHENG SHİH-TSAİ’İN 1933-1944 YILLARI ARASINDA KATLETTİĞİ DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ 23.01.2009
TILNING ASMILATSIYELISHISHI VE QOSH TILLIQ MAARIP 01.06.2009
XİTAYNİNG HEQİQİ İCHKİ YÜZÜ 01.06.2009
ASİMİLASYON 28.08.2009
3. Dünya Uygur Kurultayının Ardından 20.07.2009
Rabia Kadir'in Hayatı ve Mücadelesi 08.09.2009
Çin'in Uygur Türklerine Yönelik Asimilasyon Politikası ve Bunun Sonuçları 08.09.2009
RFA BİLEN ELİP BERİLGHAN SÖHBET 12.09.2009
Otonomi Kanunu 22.10.2009

 

 
© 2008 Her Hakkı Saklıdır | Bu sitenin içeriği Prof.Dr. Alimcan İNAYET tarafndan eğitim amacıyla hazırlanmıştır. | Tasarım & Uygulama